Uzm. Ody. Soner Türüdü

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Uçuşun Vestibüler Sistem Üzerine Etkileri -1

23.07.2019
432
Reklam vermek için iletişime geçiniz
Uçuşun Vestibüler Sistem Üzerine Etkileri -1

Yazımızı iki kısımda inceleyeceğiz. Öncelikle Hava – Uzay Hekimliği’ni tanıyarak başlayalım ve daha sonra uçuşun, uçuş personelinin vestibüler sistemleri üzerindeki etkilerine dair bazı terimleri öğrenelim.

Hava – Uzay Hekimliği, uçuş fizyolojisini, uçuş ortamından kaynaklanan etkileri, pilot ve uçuş ekibinin sağlığını, uçuş personelinin seçim kriterlerini, uçuşla ilgili insan faktörlerini, uçak kazalarını inceleyen, bu konularda çözümler üreten bir koruyucu hekimlik branşıdır.

Hava – Uzay Hekimliği, klasik tıptan “Normal Ortam – Anormal Fizyoloji” ye kıyasla ‘Normal Fizyoloji – Anormal Ortam’ şeklinde ayrılır.

Anormal ortamı, düşük barometrik basınç, akselerasyon, yerçekimsizlik, kozmik radrasyon, sıcaklık değişimleri, gürültü ve titreşim olarak ifade edebiliriz. Anormal ortamın klinik yansımalarını ise, hipoksi, dekompresyon hastalığı, ebulizm (vücut sıvılarında çevre basıncının düşmesinin etkisiyle buhar kabarcıklarının oluşmasıdır.), barotravma, uçucu vertigosu (Spatial Disorientation), G’ye bağlı bilinç kaybı (G-LOC), hareket hastalığı, durum muhakemesi kaybı (LSA), uzay adaptasyon sendromu, termal stres olarak sıralayabiliriz.

Klinik yansımalardan G’ye bağlı bilinç kaybı (G-LOC), uçucu vertigosu, hareket hastalığı uçuş hareketlerinin sonucunda oluşurken; yükseklik ise basınç azalması (barotravma ve dekompresyon), oksijen azalması, kozmik radrasyon ve yerçekimsizlik gibi problemlere sebep olur. Karşılaşılabilecek tüm fizyolojik zorluklar, insan kaynaklı havacılık kazalarını önlemek amacıyla, emniyetli yer koşullarında, eğitim cihazlarıyla gösterilir.

Fizyolojik eğitim cihazları, alçak basınç odası, insan santrifüjü, vertigo eğitim cihazı, atlama sandalyesi, gece görüş eğitimi odasıdır. Alçak basınç odasında, pilotlara, emniyetli koşullarda, hipoksi ve belirtilerinin gösterilmesi amaçlanır, ‘Rapid Dekompresyon’ eğitimi verilir. Maksimum 100.000 feet irtifa ile 10 pilot ve 2 iç gözlemci kapasitesi vardır.

Kullanılan birçok terim olmakla beraber, bizi daha çok ilgilendiren kısımlara giriş yapalım.

Barotitis Media, solunum yolu enfeksiyonlarında orta kulakla geniz arasında östaki kanalının ödemi, irtifa değişimlerinde hava akımını engelleyerek kulak ağrısı yapar ve 5.000 ile 10.000 feet arası irtifalarda daha belirgindir.

Barosinüzit, sinüs kanallarının tıkandığı durumlarda, irtifa değişimiyle basınç eşitlenemez ve ağrı oluşur. Ağrı ani başlar ve 5.000 ile 10.000 feet arası irtifalarda daha şiddetlidir.

Barotit ve Barosinüzit tedavisinde 750 feet/dakika (ft/dk) yı aşmayan varyo ile alçalmak gerekir. Valsalva manevrası yapılmalı, mümkünse burun spreyleri kullanılmalı. Tıbbi tedavide yapılabilecekler ise, antibiyotik, antienflamatuar, mukolitik, burun damlası ve psödoefedrinli içeren ilaçlar (dekonjestan).

Barodentalji, diş dokularında hapsolmuş havanın irtifa ile genişlemesi sonucu oluşan ağrıdır. Dolgulu dişler, dişeti apsesi, dişkökü apsesi, pulpa iltihabı gözlemlenir.

Mide ve bağırsaklar için, uzun süre sakız çiğnememeli, sodalı içecekler içilmemeli ve gaz yapan gıdalar tüketilmemeli, düzenli tuvalet alışkanlığı edinilmeli, gaz çıkarmaya çalışılmalı ve çok rahatsız edici olursa irtifa kaybedilmelidir.

Hipoksi, genel anlamda kanda, dokularda ve hücrelerde oksijen eksikliğine bağlı gelişen fonksiyon bozukluğudur. Havacılıkta, genellikle yetersiz oksijen solunmasıyla ortaya çıkan akut bir sendromdur. Hipoksinin çeşitli türleri olmakla birlikte objektif belirtileri, hiperventilasyon, siyanoz, yargı zayıflığı, zihinsel ve fiziksel işlev bozuklukları, bilinç kaybıdır. Subjektif belirtiler ise geniş kapsamda, hava açlığı, huzursuzluk, yorgunluk, şaşkınlık, karıncalanma, uyuşma, oföri, bulantı, baş ağrısı, baş dönmesi, görme bozukluğu ve işitme kaybı, sıcak – soğuk basması olarak görülmektedir.

Hiperventilasyon, solunum sayısının ve/veya derinliğinin artmasıdır. Belirtileri ise, karıncalanma, kas kasılması ve titremeler, görme bozukluğu ve işitme kaybı, hava açlığı, şaşkınlık ve/veya bayılma hissidir.

Uçuş sırasında oluşan hipoksi ve hiperventilasyonda yapılması gerekenler, 10.000 feet’in altına alçalma, normal solunum düzeyinin korunması, oksijen sisteminin kontrolü, oksijen (Acil %100) olarak sıralanabilir.

Dekompresyon Hastalığı (DKH), vurgun, denizci hastalığı, nadir olarak uçuş personelinde yüksek irtifada kabin patlaması olduğunda veya alçak basınç odası eğitimi sırasında görülebilir. Açıklamak gerekirse dekompresyon hastalığı, vücudun aniden alçak basınçlı ortama maruz kalması sonucu vücut sıvı ve dokularında çözünmüş durumda bulunan azot gazının kabarcık haline geçmesidir. Burada Henry kanunu aklımıza gelir. ‘Bir sıvıda çözünen gazın miktarı, sıvı ile temasta bulunan gazın kısmi basıncıyla doğru orantılıdır.’ Tedavi olarak, rekompresyon (Yüksek Basınç Odası) uygulanır.

Gelecek yazımızda ‘Niçin Vertigo Oluyoruz?’ sorusuna cevap arayacağız ve araştırmaya devam edeceğiz.

Reklam vermek için iletişime geçiniz
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.